nurum's profileSEN BENİ KENDİNE DOST SE...PhotosBlogListsMore Tools Help

SEN BENİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT VE AŞKINLA YANDIĞIM BİR AN CANIMI ALKİ ÖLÜM SANA OLAN AŞKIMIN ADI OLSUN..

RAHMAN VE RAHİM OLAN ANCAK ALLAHTIR..
June 27  
Photo 1 of 50
More albums (1)
July 14

namaza davet

Ey Rabbim ! Senin mübarek ismini anarak ve rahmetinin gölgesine sığınarak ve Senden mağfiret dileyerek söze başlarım.Şüphesiz alemlerin Sultanı sen olduğun gibi,sözlerin sultanıda elbet sensin! Sana hamd eder,her işimde Senden yardım dilerim.Sana hakkıyla hamd etmekten acizim.Senin nimetlerinin şükrünü insan nasıl ifa edebilir ki,bir nefes için iki şükür lazımdır.Vücudumdaki her kıl Senin eserin olunca,artık ben niceye çırpınayım ki,her kılın şükrüne muvaffak olayım.... Ya Rabbi,Ya Rabbi ! Sen herkezin "Ya Rabbi !"deyişlerini duyarsın.Sen her canlının rızkını verir,her düşküne acırsın.Padişahlar da senin kapında devlet bulur,köleler de.Kim Senin dergahından yüz çevirirse,o kendisine yazık etmiş olur.

 
 
 
 
 
 

Sabah Namazı

Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti... 

Vakit seher… Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere. Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.

Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.

Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.

Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].

 
 
 
 
 
                                                                                                                  

Öğle Namazı

 
 

Vakit öğle. Gün ortası. Dünya telaşındasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey. Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!

Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda.. Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

 Vakit öğle... O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır. Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti!
 
 
 
 

İkindi Namazı 

vakit ikindi.. gün ihtiyarladı, güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi,. ayrılığı söylüyor hece hece...hüzün renkli bulutlar sardı göğü, zevale doğru akıyor ışıklar, devriliyor zaman, hatırla ki sen de şimdi bir ömrün ikindisine doğru yürüyorsun, tenin soluyor,gözlerinin feri çekiliyor, yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlanıyorsun, öbür kıyısındasın artık nehrin..

 bundan sonra vaadi yok sana zamanın, bundan sonra yeni bir vaadi yok sana hayatın..

 yokuş aşağı akıyor kalbin,şimdi vakit ikindi.. kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları, tutnacak dal arıyor gibisin zamana karşı, zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde, gün daha kısa geliyor artık..

yemin olsun ki ikindi vaktine hüsrandadır insan şimdi anlıyorsun.. yokuş aşağı akıyorsun dalından kopuyorsun, hoyrat bir rüzgar artık zaman.. geriye kalan ancak iman,şimdi ikindi vakti,secdeye koy alnını eğil zamanın sahibinin önünde,ona konuş.. onunla konuş.. fısılda dualarını sonsuzluğa tutun hece hece.. şimdi vakit ikindi, şimdi ikindi namazı vakti..

 

 
 

Akşam Namazı

 

Vakit akşam. Gün ölmek üzere. Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden. Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.

 

 

 

Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek. Senin de kıyametin kopacak.

 

Şimdi akşam. Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin. Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak. Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti…

 

Yatsı Namazı

 

Vakit Yatsı. Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme. Güneşin saltanatı bitti. Işıklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan. Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler.

Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın. Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Şimdi gece… Sabaha çok var. Işık uzaklarda. Yokluğun gecesinde, adın bile unutulmuşken, kimden meded umarsın sor kendine? Kim Sana hayat vermişse, kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.

Söyle kendine. Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece, Sen de herkesin unut, O’nu hatırla. Söyle kendine ki, çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan.

Şimdi yatsı zamanı vakti...

 

 

 

 

 

 

 

July 11

Emeğe Saygı Lütfen.

dj MAVİPRENS

baby.jpg

 

 

 

Ey yüceler yücesi! Ey merhameti bol Rabbim!

İnsan niçin yaratıldığını unuttu da şimdi azdıkça azıyor! Gariban, suçsuz, temiz yürekli dinlemeden ahlaksızca can yakıyor, Yüreğinde sen korkusu kalmamış, Kahpeleşmiş kalbini iblis oyuncağı sarmış, Yürekler kor kor, Analar, babalar, kardeşler, dostlar gözü yaşlı, O, azgınlığın pervasız semalarında edepsiz kahkahalar atıyor.

Kaybettiklerine üzülmüyor kaybı bilir sanki Gelecekten sorsan dünyayı o yarattı ve hep varolucak, güç hep onda, Nefsinin kör ettiği ahmak-ı beşer oysa, Her fiilin bir karşılığı vardır mutlak senin nazarında, Kaçış yok! Hangi yoldan gitse varışlar aynı yöne, Şüphesiz ilahidir varılacak rota. Huzur senin huzurundur ey yüceler yücesi! Huzurunda bize de bir yer ver, Huzursuz bırakma bizi! İhsan senindir ey merhametin kalbi! İhsan buyur da ilhamınla sabrımızı bol eyle, İnişler ve çıkışlar senindir Allahım! Gücümüz artır, koru bizi böyle sapık nefislerden Ve sapıklığa esir düşmüş beşerlerden, yokuşumuzu düze çevir yol eyle!

“Şüphesiz insan hırslı yaratılmıştır lakin namaz kılınlar müstesna” buyurdun Allahım! Bizleri ibadet-i huzurumuzda daim eyle! Sahih eyle! Süphesiz sen dilediğine verensin Allahım! Şüphesiz sen sana gelene, senden dileyene verensin! Kimbilir ne canlar ızdırapta tende, Gözümüzün görmediği kulağımızın duymadığı ne canlar vardır hayasız, kahpelerin elinde, Ama senden gizli yok! Sen kalplerdekini de dışa vurduklarını da bilensin Allahım! Nurlu esman hürmetine Allahım! İsmi azamın hürmetine! Sen ki “ Alemleri Hz. Muhammedin, İbrahimin ve İsmailin yüzü suyu hürmetine yarattım” diyensin Allahım!

İki cihan selveri can Muhammedin, İbrahimin ve İsmailin hürmetine Allahım onları kurtar içinde bulundukları zulümlerden! Ateş düştüğü yeri yakar biliriz, ızdırapları da çeken bilir, ızdırapları beterdir şimdi ölümlerden! Sahibimiz sensin Ey her derde deva! Dua dua sanadır bu yakarışlar sana hamdü senalar yüreklerden! Amin,

Ya Rabb !. Nefsimize zulmetmekten alıkoy bizi. Senin adaletine razı olanlardan eyle bizi. Senin adaletinin korkusuyla terbiye et hepimizi. Adaletinin korkusuyla yumuşat kalplerimizi. Amellerimizin tartıldığı 'mizan'da güzel eyle akibetimizi. Mizanında ağırlığı olanlardan eyle bizi. Kolaylaştır sorgu sualimizi. Sana hesap verme inceliğiyle yaşat bizi. Hükmüne razı eyle bizi. Zulmetmekten ve zulme uğramaktan uzak eyle hepimizi..

 

Efendimiz ziyaretinize gelse,


Merak ediyorum
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Biliyorum ama
Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,
Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,
Ve inandirmaya çalışacağınızı,
Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;
Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,
Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,
Onu kapıda mı karşılayacaksınız?
Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,
Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp
Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?
Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?
Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,
O size kızmadan önce? Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,
Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...
Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa,
Kitaplağınızın raflarında tozlanmış,
Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?
Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?
Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,
Sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum:
Eğer Peygamber Efendimiz,
Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptığınız şeyleri?
Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?
Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,
Yine zor mu bulacaksınız?
Hiç yüzünüzü asmadan,
Oflayıp puflamadan,
Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için,
Sıcacık yatağınızından,
Erkenden fırlayacak mısınız?
Peki ya yine mırıldanacak mısınız,
Her zaman söylediğiniz şarkıları?
Ve okuyacak mısınız,
Her zaman okuduğunuz kitapları?
Peki bilmesine izin verecek misiniz,
Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?
Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:
Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?
Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?
Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?
Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,
Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,
Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte...
Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,
Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?
Bilmek ve düşünmek,
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse
Yapacağımız şeyleri...

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı ...

Şair: İbrahim Sadri

 

 

 

 

 

Gerçekten Eminmisin? 

Yagmurun bir gün dinmeyeceginden, hiç bitmez görünen hayat irmaginin bir gün kurumayacagindan, seni alip diyardan diyara gezdiren rüzgârin bir gün duruvermeyeceginden.

Emin misin ?

Hep atan yüreginin duruvermeyeceginden, gören gözünün hep
göreceginden, duyan kulaginin hep duyacagindan.

Emin misin ?

Ben olmazsam olmaz" dedigin islerin asla sensiz yapilamayacagindan, sen olmazsan dünyanin duruvereceginden,
seslendiginde titrettigini sandigin su daglarin hep emrinde olacagindan.

Emin misin ?

Sana uzanan ellerin hep yaninda olacagindan, yüregini verdiklerinin bir
gün sirtlarini dönüp gitmeyeceginden.

Emin misin ?

Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hakkini alacagi günde;
baliklardan kuslara, agaçlardan günese, üzerindeki mesajlari okuyup
anlamadigin yaratilmislarin senden sikâyetçi olmayacagindan.

Emin misin ?

Sana hep açik duran ilahî kapilarin bir gün kapanmayacagindan ve sasirip
kalmayacagindan.

Emin misin ?

Karanligin içinde kaybolup giden çigliklari duyabildiginden,
yüregindeki isiktan baskalarina da verebildiginden.

Emin misin ?

Güzel bir hayat yasadigindan, yapabilecegin herseyi yaptigindan.

Emin misin?

Bütün bunlar için bir kere daha firsatin olacagindan.

Gerçekten Emin misin ?


ALLAH'a emanet olun
.

Selametle

Gül

Image hosted by Photobucket.combesmele - istanbul spaces
free web site counters

Hadis-i Şerif

 

Allah Teala buyuruyor ki Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.

 

Allahım....Seni zikretme, senin nimetlerine şükretme ve sana güzelce ibadet etme

Konusunda bana yardım eyle..

 

Allah’a inandım, de. Sonra da dosdoğru ol.

 

Müslüman, müslümanın kardeşidir. Müslüman, müslüman kardeşine zulmetmez.

Kardeşini düşmana teslim etmez...

 

Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Sizden biriniz kiminle arkadaş olacağına

Dikkat etsin.

 

Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz.

 

Allah’a isyan olacak hususlarda hiçbir kimseye itaat edilmez. İtaat ancak meşru

Allah’ın emrine uygun – olan hususlarda olur.

 

Kuvvetli mü’min, zayıf mü’min den daha hayırlı ve Allah’a daha sevgilidir.

Bununla birlikte her mü’minde hayır vardır.

 

Allah’ın yardımı cemaatle beraberdir.

 

İlim öğrenme amacıyla yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar

Allah yolundadır.

 

Melekler, ilim talebesinden razı oldukları için ona kanatlarını gererler.

 

Bir kimseye bildiği bir mesele sorulur da gerçeği gizlerse; kıyamet günü

Ağzına ateşten bir gem vurulur.

 

İki nimet vardır ki insanların çoğu bu iki nimeti değerlendirmede aldanırlar:

Sağlık ve boş vakit.

 

Cihadın en faziletlisi: zalim idareciye karşı hakkı söylemektir.

 

Allah yolunda cihad eden MÜCAHİD, hiç iftar etmeden devamlı oruç tutan

Hiç durmadan devamlı namaz kılan kimse gibidir. Ancak kimin Allah

Yolunda cihad ettiğini en iyi bilen Allah tır.

 

Cennette yüz derece vardır ki, Allah bu dereceleri Allah yolunda cihad edenler

İçin hazırlamıştır. Her iki derece arasında yerle gök arası kadar mesafe vardır.

 

Sizden kim çirkin bi davranış görürse ona eliyle engel olsun. Buna gücü yetmezse

Diliyle uyarıda bulunsun. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu

Sonuncusu imanın en zayıf şeklidir.

 

Bizi aldatan bizden değildir.

 

Öyle bir zaman gelecek ki, kişi aldığı şeyin haramdan mı, helalden mi olduğuna

Aldırış etmeyecek.

 

Allah resulu faiz yiyene yedirene yazana ve faizli muamelede şahitlik yapanlara

Lanet etmiştir.

 

Sana şüphe veren şeyi bırak. Sana şüphe vermeyen şeye bak.

 

İşçiye ücretini alın teri kurumadan veriniz.

 

İnsanlar zalimi görür de onun elini tutmazlarsa –zalimin zulmüne engel olmazlarsa-

Allah onlara pek yakında umumi bir ceza verecektir.

 

Rızkının çoğalmasını ve ömrünün uzatılmasını arzu eden kimse, yakınlarını

Kollayıp gözetsin.

 

Yakın akrabasıyla ilişkiyi kesen kimse-tevbe etmedikçe veya cazasını çekmedikçe

Cennete giremez

 

Rabbin rızası ana-babanın rızasındadır. Rabbin gazabı ana-babanın kızgınlığındadır.

 

 

  

 

Allah (c.c.) bizlere ismini unutturmasın Amin.

   
"Ben sizi ateşe düşmekten korumak
için eteklerinizden tutuyorum; halbuki siz, benim elimden kurtulmaya çalışıyorsunuz." (Hadis–i Şerif)

 

          
   

 

 

Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua, Hz. Ali (a.s)’ın sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad’a Hızır’ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır.. )

Ey Rabbim,
Her şeyi kaplayan rahmetinden
Her şeye gücü yeten kuvvetinden
Önünde her şeyin boyun eğdiği kudretinden
Karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden
Her şeyi kaplayan azametinden
Her şeyi kuşatan ilminden
Her şeyi aydınlatan nurundan
İstiyor ve bekliyorum


Ey nur, Ey Kuddüs, Ey ilklerin ilki ve sonların sonu
Rabbim, İsmet perdesini yırtan günahlarımı affet
Nimetleri değiştiren hatalarımı affet
Duaların kabulünü engelleyen
Belalar getiren
İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Rabbim, zikrinle sana yaklaşabilirim, biliyorum.
Rahmetinden beni kendine yaklaştırmanı diliyorum.
Bana şükrü öğretmeni
Zikrini ilham etmeni diliyorum.
Bana merhamet etmeni
Beni, verdiğine razı ve kanaatkar kılmanı diliyorum.
Sen ki ihtiyacı olana verirsin
Kapına geleni geri çevirmezsin.
Ey rabbim senin saltanatın yücedir.
Kimine gizli, kimine apaçıksın


Rabbim, biliyorum ki
Senden başka günahlarımı bağışlayacak
Suçlarımı örtecek kimse yok.
Biliyorum ki ben nefsime zulmettim.
Sana itaat etmedim.
Bütün bunlara rağmen beni unutmadığından
Ve bana lütfettiğinden dolayı
Kalbim sana kavuşma arzusuyla yanıyor
Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun
Her kötülüğümü örtersin
Başıma gelen her belayı hafifletirsin


Rabbim görüyorsun ki
Zincirlerim beni çökertti.
Çirkin ve boş emellerim beni senden uzaklaştırdı.
Dünya beni aldattı.
Gururum ve kayıtsızlığım kalbimi katılaştırdı
Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun
Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar
Affet beni ey Rabbim


Farz edeyim ki senin ateşine dayandım.
Her acıya göğüs gerdim
Ama senin rahmetinden bir an bile uzak kalmaya dayanamam biliyorsun


Ey Kerim ve Rahim olan Rabbim
Yemin ediyorum ki eğer konuşmama izin verirsen
Senin kapında her an coşarım
Feryat edenlerin feryadı gibi kapında feryat ederim,
Kaybedenlerin ağlaması gibi ağlarım.
Nerdesin? Çağırıyorum seni ey müminlerin dostu
Ümitsizlerin ümidi
Güçsüzlerin dayanağı
Ağlayanların sevgilisi
Seni vücudumun tüm zerreleriyle çağırıyorum.
Rahmetine ümitle koşuyorum.
Görüyorsun ki bu kalp senden ayrılmanın acısını duyuyor.
Bu dil seni anıyor.
Bu kalp seni arıyor ve ağlıyor.
Ah Rabbim o nasıl azapta kalabilir?
O senin affedeceğinden ümitlidir, emindir.
Senin sevgini arzuladığı halde ateş onu nasıl yakabilir.
Onun güçsüzlüğünü biliyorsun.
O bu acıları daha ne kadar taşıyabilir?
Sen ona yol gösterirsen ateşin sıcaklığı ona nasıl zarar verebilir?
O seni Rabbim diye çağırmaktadır.
Ruhunda senin izlerin varken onu nasıl ateşe atabilirsin?
Hayır asla sen bunları yapmazsın
Ben senin keremini biliyorum.
Merhametini biliyorum.
Senin isimlerin mukaddestir.
Sen insanlara kendini tanıttın
Rahmetinle kalplerini okşadın
Rahmetini benden esirgeme Ey Rabbim
Bil ki sana muhtacım


Gizlice yaptığım günahlar senin ilmindedir.
Beni gizli günahlarımın ağırlığından kurtar.
Sen her şeye şahitsin.
Günahlarımı rahmetinle gizledin, biliyorum.
Rabbim sen her günahı bağışlayan ve her hatayı örtensin.
Sen benim fakirliğimden ve güçsüzlüğümden haberdarsın.

Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi

Yüceliğin adına seni anmama yardım et
Boş emellerim, günahlarım, aşırılıklarım, bilgisizliğim ve gafletimden dolayı senin af kapını gözyaşımla çalıyorum.
Biliyorum ki derdimin ilacı sensin.
Ey Rabbim, benim kimim var senden başka
Affı ve rahmeti başka kimden isteyeyim.
Bu kadar günah ve aşırılıktan sonra sana geldim
Pişman ve perişanım
Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar.
Gözyaşımla sana dönüyor, günahımı itiraf ediyorum.
Yalnız sana sığınıyor, özrümün kabulü için af diliyorum.
Beni affet Rabbim, beni affet.


Ey Rabbim senin rahmetini gördükten sonra beni yakacağına inanayım mı?
Keşke bilseydim
Sen benim dünya ve ondan gelecek belalara direncimin azlığını biliyorsun.
Ve biliyorsun ki ben senin ayrılığına dayanamam.
Gözyaşımla çağırıyorum seni ey Müminlerin dostu.
Feryat edenlere cevap veren
Ey sadık yüreklerin dostu
Beni bu gece ve her saatte affet
Her günahı işlemiş ve her günde bulaşmışım
Sen hepsine şahitsin
Gizli olanı sen rahmetinle gizledin
Beni çirkin günahlarımın ağırlığından kurtar
Yüreğim dostluğunu kaldıramaz
Ama kalbim sevgini hissedebilir.
Rabbim sana böylece inanamamıştık ve senin sevginden habersizdik


Ey Kerim ve Rahim olan Rabbim
Sen benim dünya ve ondan gelecek belalara karşı gücümü arttır.
Bana kudretinle güç ver.
Biliyorsun ki ben sana muhtacım
İlahi
Bilmiyorum sana neleri şikayet edeyim.
Zorlukları mı?
İnsanları mı?
Üzerime gelen günah ve belaları mı?
Beni affet Rabbim.
Her şeye sabrettim ama senin ayrılığına sabredemem.
Beni hizmetine al.
Sana sürekli bir kul olayım
Güvencim, dayanağım, dostum sevdiğim sensin.
Her halimde sana koşarım.
Bana kuvvet ver.
Kapına gelmeme yardım et
Uğrunda her şeyimi vermem için bana güç ve nur ver.
Huzurunda değişmez olayım.
Sana koşanlarla birlikte sana koşayım.
Seni sevenlerle birlikte seni seveyim
Rahmetin ve kudretinle koru beni
Hatalarımı affet.


Değil mi ki sen kullarına bu hükmü verdin.
Bana yönelin, benden isteyin, kabul edeyim dedin
Ben de yüzümü sana çevirdim
Elimi sana uzattım
Silahı, ağlamak ve sermayesi ümit olan şu kulun
Senin kapına geldi
Eğer affedersen bu senin şanındır.
Eğer bağışlamazsan hangi kapıya gideyim.
Hangi kapı var.
Senden başka Rab yok ki onun kapısına gidilsin
Tüm zerrelerimle sana sığınıyorum Rabbim,
Rahmetinle, şefkatinle beni kucakla…
Amin

 

 

KONUŞACAK NE KALDI Kİ

 

Zaman gazetesi yazarı Kerim Balcı'nın 10 günlük şehide, Vaad'a seslendiği yazısı...

"Asıl şimdi söylenecek çok şey var!

Sesimi duyar mısın Vaad?
Top sesleriyle doğmuş, patlamalar içinde bizimle birlikte on gününü geçirmiş ve dün yıkılan duvarların altında annenle birlikte can vermiştin.

 

Bomba, yıkılma ve çığlık seslerinden başka bir şey duyacak kadar yaşamadın ki! Şimdi sesimi duyar mısın Lübnanlı bebek? Diri diri gömülmüş mev'udemiz! Sesimi duyar mısın? Sana ' Ne günahın vardı da öldürüldün?' diye sorulduğunda vereceğin cevap için olsun kulak verir, dinler misin beni?

 

 Hıçkırıklarım çaresizliğimin resmi. Takılıp kalma Vaad. Asıl sana suçluluğumu anlatan kelimelerimi dinle. Seni biz öldürdük yavru! Sessizliğimizle öldürdük seni. İnsan insanı öldürürken, can cana kıyarken takındığımız sessizliğimizle gömdük seni ve anneni... Afganistan'da metrekareye birkaç bomba düşerken sustuğumuzda öldürdük seni. Irak'ta belki yüz bin sivil öldürüldüğünde susarken; Gazze'de bir adam için on çocuk katledilirken sustuğumuzda öldürdük seni.

Çünkü biz, bırak bir ferdinin derdiyle her ferdi dertlenen bir ümmet olmayı, insan bile olamadık Vaad. İnsan denen insan, 'ateş nereye düşerse düşsün beni yakar' diyen insan değil midir? Oysa biz nicedir düştüğü yeri yaktığını dahi duymazdan geldik. İnsan denen insan, istilayı, savaşı, katliamı sinema seyreder rahatlığında seyreder mi televizyon ekranından? İnanmazsın Vaad, 'savaştan sonra inşaat ihaleleri alırız' hesaplarıyla sevinenlerimiz oldu! Ve biz, sessizliğimizle öldürdük seni Vaad! Bombaların, tankların, roketlerin gürültüsü içinde suskunluğumuzla öldürdük seni.

Sesimi duyar mısın Vaad?
Sen ve senden önce giden 'mavi emzikli çocuk' ve senden sonra gidecek görünen niceleri, sesimi duyar mısınız? Çünkü alem duymuyor Vaad! Zalim duymuyor. Çatışanlar duymuyor, seyredenler duymuyor... Birleşmiş Milletler duymuyor, NATO duymuyor, Avrupa duymuyor, Araplar duymuyor... Benim, her dertlinin derdini duyan milletimin sesi kısık Vaad! Ağlamaya ömrü vefa etmeyen annenin yerine ağlayan annelerimizin sesi zayıf! Kalemimiz kırık, kalbimiz buruk, ellerimizde tarihin kelepçeleri...

Sesimi duyar mısın Vaad? Duyar da sen dönüp benim halime ağlar mısın?
Cennet panayırlarının sevecen bebesi Vaad! Benim çaresizliğime, benim suçluluğumu bilmezliğime, benim sessizliğime ağlar mısın? Burada sesimi duyan yok Vaad! Sen duyar mısın? Ve dönüp sorar mısın dünyaya: 'Ne günahım vardı da öldürdünüz beni?' Beni duymayanlar, olur a, belki seni duyarlar yavru... Ajanslar resimlerini geçtiler dünyaya; üzerine 'artık söyleyecek bir şey kalmadı' yazarak. Duyarlarsa seni Vaad, 'Hayır, hayır... Asıl şimdi söylenecek çok şey var!' diye haykırır mısın?"

 

 

Bu bebek 10 günlükken israil bombardımanında bir binada annesinin kolları arasında savaşla geldiği dünyaya savaşla veda etti. Vaad ve daha niceleri bu saldırılarda ölüyor, ve yine ölüyor. Ve bizlerde hep beraber üç maymunu oynuyoruz ya hepimize yazıklar olsun.

 

 

 

June 27

Namaz insanı kılar

Namaz İnsanı Kılar

Zaman puslu bir nehir gibi akıyor içinden. Kıyılarını bilmiyorsun. Nerede başladığını bilmiyorsun.
Nerede bittiğini bilmiyorsun. Hangi yöne aktığını bilmiyorsun nehrin.
Sadece akıyor, sadece akıyor.
Çağıltısını duyuyorsun sadece.
Yatağına kırgın gibi; bazen taşıyor, bazen duruluyor, bazen çekiliyor.
Kimse kenarında kalmıyor bu nehrin; seni de içine çekiyor, sevdiklerini göğsüne alıyor, sevdalarını sürükleyip uzak denizlere döküyor.
İçine kıvrılıyor gibi zaman. Göğsüne sokulup aşklarına dokunuyor, acılarını dokuyor. Aklında hesapları yarım bırakıyor, kalbinde yaralar açıyor, tenini dağlıyor.
Hüsran içinde hüsran büyütüyor. Hayâl köprülerinin altından geçiyor.
Taştan hatıralarını okşuyor. Kıvrım kıvrım içinden akıyor. Sana dokunuyor zaman. Seninle tükeniyor.

İçinde kıvranıyor zaman. Seninle tükeniyor. Yağmur sularına hasret kumlar gibi kuruyor, eriyor. Bozuk saatlere aldanıyor. Şarkı sözlerine dolanıyor. Hülyâların göğsüne kanıyor. Yalancı şafaklarla oyalanıyor. Akşamları göllerde dinleniyor. Öğle vakitleri koşturuyor. Şehirlerin telaşında eriyor. Anlamsız duvarlara gölge olup sokuluyor. Düşen yaprakla sırdaş olup dertleniyor. İçinde ağlıyor zaman. İçinde kıvranıyor.

İşte sabah. Lâl dudaklı bir sevgili zaman. Alnından öpüyor her şafak. Gözlerini açtığın yerde buluyorsun kendini. İşte bir kez daha varsın. Var edilmişsin. Uykunun çatlaklarından sızıyor gibi nehir. Elinden tutuyor; taze bir güne yolcu ediyor seni Sevgili. Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun. Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun. Uyanıyorsun. Uyanıyorsun. Göz kapaklarını açmaktan fazlasını yapıyorsun.
Anla ki sen kendine ait değilsin. Bir göz kapağının ardında yitebilirsin. Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirsin. Zaman nehri ayırabilir teni tenden, canı bedenden.

Pek zayıfsın. Pek kolay inciniyorsun. Seni yaralayan ne çok şey var. Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor. Hüznün için bin bir bahane var. Uçurumlar önce seni yutuyor; hep dağların ardına savruluyorsun. Kerem seni arıyor, aslı sana özeniyor. Leylâ çölde seni arıyor; Mecnûn sana ağlıyor. Zaman seni senden alıyor. Sürekli uçurumlar açıyor göğsüne. Yangınlar sunuyor göğsüne. Dağlar dağlardan uzaklaşıyor. Kalplerden kalplere çöller büyüyor.

Elin bir şeye yetişmiyor; parmaklarının arasından dökülüyor an. Ömrün sevdalarına yetmiyor; batan şeyleri sevmiyorsun, sevemiyorsun. Sabrın kıl kadar; günü akşam edemiyor, akşamı sabaha yetiştirmiyor.

Vakit sabah. Gün seni bekliyor. Yüklerin ağırlaşacak. Belin bükülecek. Dünya seni çağırıyor. Ömrün azalacak. Zaman tenini yoklayacak. Ruhun sıkılacak. Şimdi, şu halde, elini eline veren, güneşi sana gönderen, yağmurları alnına değdiren sonsuz kudret sahibine hâlini arz etmeyecek misin? Şimdi şu halde, en ince dertlerini bilen, belli belirsiz fısıltılarını işiten, içinin de içini bilen sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp içini dökmeyecek misin?

Bak seni bekliyor sevgilin. Yangınını ona sunsan, bütün yangınlar söner, ayrılıklara yol bulunur. Gözlerini ona aç, bir de onunla yan. Alnına serinliğini dokundur. Yaralarını onun yanında kanat. Onunla ağla. Ağla ki göz yaşlarına tek tanık olsun. Sevdalarını onun başucuna topla. Aşklarını çoğalt alnında. Ağla.

Sevgiline koş. Gecenin örtüsü dağılsın. Şafağın saçları çözülsün. Gönlünü rüzgâr alsın. Bütün küsmeler küsüşsün, yalnız kalsın. Kavga kavgaya tutuşsun; kalbinden vurulsun. Hüzün hüzne bölünsün; azalsın, sıfırlansın. Ağla. Ağla ki gurbet gurbeti gurbete göndersin. Ağla ki gözünün yaşı ırmağ
karışsın.

 

 

Ölüm Sekeratı

Düşün bir kere! Sen can çekişmektesin.ölüm sıkıntısı ,acısı,sarhoşluğu,gam ve ıstırabıyla boğuşmaktasın. Ölüm meleği ayağından itibaren ruhunu çekmeye başlamış.Bu çekişin acısını ayağının ta ucundan hissetmektesin.Sonra bu çekiş aralıksız devam eder.can çekişme kızışır.Ruh aşağıdan yukarıya olmak üzere bütün bedeninden çekilir.Acı doruğa ulaşmıştır.Ölümün sıkıntıları bütün bedenine yayılmış,Kalbin.ürperti ve üzüntü içindedir.Rabbinden gazab veya hoşnutluk müjdesini gözleyip beklemektedir.Canını almakla görevli melekten bu iki haberden birini almaktan başka bir haber olmadığını anlamışsındır.

ölüm meleğinin görünüşünfkljfsdfjiii

şte sen böyle gam,tasa,ölüm acısı ve şiddetli üzüntü içerisinde Rabbinden iki müjdeden birini beklerken,birden bire ölüm meleğinin çehresiyle yüzyüze gelirsin.Bu çehre ya en güzel veya en çirkin bir manzara arzetmektedir.Bedeninden ruhunu çıkarmak üzere elini ağzına doğru uzatırken ona bakıyorsun.Bu hale düşmekten ve ölüm meleğinin yüzünü görmekten dolayı nefsin zillete bürünmüştür.Ondan nasıl bir müjdeyle karşılaşacağını merak edip duruyorsun.Birden bire onun sesini duyuyorsun.Sana:"Allah'ın rıza ve mükafatıyla sevin.ey Allah'ın dostu!" veya "O'nun gazab ve azabıyla sevin(!) ey Allah'ın düşmanı!" haberini alıyorsun.
İşte o anda ya kurtuluş ve başarına kesin kanaat getirir ve ruhun Allah ile huzur bulur veya mahv ve helak olduğuna kani olur,kalbin ümitsizlikle dolar,Allah'tan ümit ve emelin kopar.Dünyadaki müddetin bittiğini,iz ve eserininin silindiği ve senden önce geçip gidenlerin yurduna taşındığın o anda gönlüne son derece keder ve hüzün veya neşe ve sevinç hakim olur.

KABİR

Kabir ve Sorgusu


Gönlünün sevinç ve neşeden uçar gibi olduğu veya hüzün ve ibretle dolduğu o anda kendini düşün! Kabri ve onun dehşetli manzarasını,oradaki iki meleği ve Rabbine olan imana ilişkin sorularını bir tasavvur et! Ya Rabbinden gelen kesin söz(Kelime-i Şehadet) ile desteklendiğinden sebatlı ve kararlı veya yardımsız,şaşkın ve ürkeksin.O iki meleğin sorgulamak üzere tutup seni oturtmak için çağırdıkları anki seslerini düşün! O daracık mezar çukurunda oturuşunu göz önüne getir.Kefenlerin iki yanına düşmüş,gözünün üzerine konulmuş pamuklar yerlerinden ayrılp ayaklarını yanlarına kaymıştır.Bunları düşün,sonrada onların şekline ve vücudlarının büyüklüğüne gözünü dikişini bir tahayyül et! Eğer onları güzel şekilleriyle görürsen,kalbin başarı ve kurtuluşa erdiğini kesin olarak anlar.Eğer kötü manzaralarıyla görürsen,gönlün mahv ve helakine kanaat getirir.Düşün onların nağme ve sorularıyla ses ve sözlerini;sonra da eğer sebat lütfetmişse Allah'ın desteğini veya seni yalnız başına yardımsız terketmişse şaşırtmasını!

Kabrin Cennet ve Cehenneme Açılması

Ya kesin veya şaşkın ve şüpheli cevabını düşün! Şanı yüce Allah sana sebat ihsan etmişse o iki meleğin sevinçle sana yöneldiklerini,Cehenneme kapı açmak için ayaklarıyla kabrin yanlarına vurduklarını bir düşün!'Sonra Cehennemin, ateşiyle kızışıp kaynayışını,o anda meleklerin seninle olan konuşmalarını göz önüne getir.Cenab-ı Hakk'ın seni koruduğu bu manzaraya bakıp duruyorsun.Bundan dolayı gönlünün neşe ve sevinçi bir kat daha artar.Acz ve zaafına rağman nasıl bie ateşten kurtulduğunu gözlerinle görüp inanırsın.
Sonra o iki meleğin,ayaklarıyla kabrinin yanlarına yeniden vurduklarını,mezarının,ziynet ve nimetleriyle Cennete açılışını ve meleklerin şu sözlerini bir tahayyül et:"Ey Allah'ın kulu! Cenab-ı Hakk'ın senin için hazırladıklarına bak! Bu senin makamın ve kavuşacak yerindir!" Bu Cenner nimetlerini ve saltanatının göz alıcığını ve bu müşahede etiğin nimetlerle parlak güzelliklere bir gün kavuşacağını görmekten gönlünün sevinç ve neşesini düşün!
Eğer böyle değilsen,bütün bunların tersini;azarlanışını,Cenneti görüp de meleklerin sana söyleyeceklerini, "Aziz ve Celil olan Allah'ın seni mahrum bıraktığına bak!";Cehennemi görüpte sana yöneltecekleri,"Allah'ın senin için hazırladıklarına bak!Bu senin yurdun ve varacak yerindir!" şeklindeki sözleri düşün! Bu ne büyük tehlike!..
 

Kaç Kişi Gelmiş Sayfama Bakalım.

free web site counters

nurum bil

Yarab! Ne azabına dayanacak halim nede rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur, Vefasızlık edip senden uzak kalsamda halim sensiz edemeyeceğimi haykırmaktadır. Vefasızlığım nispetinde değil ihtiyacım nispetinde senin lutfuna talibim..Amin..
There are no music lists on this space.
No list items have been added yet.