nurum's profileSEN BENİ KENDİNE DOST SE...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 27

    Namaz insanı kılar

    Namaz İnsanı Kılar

    Zaman puslu bir nehir gibi akıyor içinden. Kıyılarını bilmiyorsun. Nerede başladığını bilmiyorsun.
    Nerede bittiğini bilmiyorsun. Hangi yöne aktığını bilmiyorsun nehrin.
    Sadece akıyor, sadece akıyor.
    Çağıltısını duyuyorsun sadece.
    Yatağına kırgın gibi; bazen taşıyor, bazen duruluyor, bazen çekiliyor.
    Kimse kenarında kalmıyor bu nehrin; seni de içine çekiyor, sevdiklerini göğsüne alıyor, sevdalarını sürükleyip uzak denizlere döküyor.
    İçine kıvrılıyor gibi zaman. Göğsüne sokulup aşklarına dokunuyor, acılarını dokuyor. Aklında hesapları yarım bırakıyor, kalbinde yaralar açıyor, tenini dağlıyor.
    Hüsran içinde hüsran büyütüyor. Hayâl köprülerinin altından geçiyor.
    Taştan hatıralarını okşuyor. Kıvrım kıvrım içinden akıyor. Sana dokunuyor zaman. Seninle tükeniyor.

    İçinde kıvranıyor zaman. Seninle tükeniyor. Yağmur sularına hasret kumlar gibi kuruyor, eriyor. Bozuk saatlere aldanıyor. Şarkı sözlerine dolanıyor. Hülyâların göğsüne kanıyor. Yalancı şafaklarla oyalanıyor. Akşamları göllerde dinleniyor. Öğle vakitleri koşturuyor. Şehirlerin telaşında eriyor. Anlamsız duvarlara gölge olup sokuluyor. Düşen yaprakla sırdaş olup dertleniyor. İçinde ağlıyor zaman. İçinde kıvranıyor.

    İşte sabah. Lâl dudaklı bir sevgili zaman. Alnından öpüyor her şafak. Gözlerini açtığın yerde buluyorsun kendini. İşte bir kez daha varsın. Var edilmişsin. Uykunun çatlaklarından sızıyor gibi nehir. Elinden tutuyor; taze bir güne yolcu ediyor seni Sevgili. Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun. Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun. Uyanıyorsun. Uyanıyorsun. Göz kapaklarını açmaktan fazlasını yapıyorsun.
    Anla ki sen kendine ait değilsin. Bir göz kapağının ardında yitebilirsin. Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirsin. Zaman nehri ayırabilir teni tenden, canı bedenden.

    Pek zayıfsın. Pek kolay inciniyorsun. Seni yaralayan ne çok şey var. Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor. Hüznün için bin bir bahane var. Uçurumlar önce seni yutuyor; hep dağların ardına savruluyorsun. Kerem seni arıyor, aslı sana özeniyor. Leylâ çölde seni arıyor; Mecnûn sana ağlıyor. Zaman seni senden alıyor. Sürekli uçurumlar açıyor göğsüne. Yangınlar sunuyor göğsüne. Dağlar dağlardan uzaklaşıyor. Kalplerden kalplere çöller büyüyor.

    Elin bir şeye yetişmiyor; parmaklarının arasından dökülüyor an. Ömrün sevdalarına yetmiyor; batan şeyleri sevmiyorsun, sevemiyorsun. Sabrın kıl kadar; günü akşam edemiyor, akşamı sabaha yetiştirmiyor.

    Vakit sabah. Gün seni bekliyor. Yüklerin ağırlaşacak. Belin bükülecek. Dünya seni çağırıyor. Ömrün azalacak. Zaman tenini yoklayacak. Ruhun sıkılacak. Şimdi, şu halde, elini eline veren, güneşi sana gönderen, yağmurları alnına değdiren sonsuz kudret sahibine hâlini arz etmeyecek misin? Şimdi şu halde, en ince dertlerini bilen, belli belirsiz fısıltılarını işiten, içinin de içini bilen sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp içini dökmeyecek misin?

    Bak seni bekliyor sevgilin. Yangınını ona sunsan, bütün yangınlar söner, ayrılıklara yol bulunur. Gözlerini ona aç, bir de onunla yan. Alnına serinliğini dokundur. Yaralarını onun yanında kanat. Onunla ağla. Ağla ki göz yaşlarına tek tanık olsun. Sevdalarını onun başucuna topla. Aşklarını çoğalt alnında. Ağla.

    Sevgiline koş. Gecenin örtüsü dağılsın. Şafağın saçları çözülsün. Gönlünü rüzgâr alsın. Bütün küsmeler küsüşsün, yalnız kalsın. Kavga kavgaya tutuşsun; kalbinden vurulsun. Hüzün hüzne bölünsün; azalsın, sıfırlansın. Ağla. Ağla ki gurbet gurbeti gurbete göndersin. Ağla ki gözünün yaşı ırmağ
    karışsın.

     

     

    Ölüm Sekeratı

    Düşün bir kere! Sen can çekişmektesin.ölüm sıkıntısı ,acısı,sarhoşluğu,gam ve ıstırabıyla boğuşmaktasın. Ölüm meleği ayağından itibaren ruhunu çekmeye başlamış.Bu çekişin acısını ayağının ta ucundan hissetmektesin.Sonra bu çekiş aralıksız devam eder.can çekişme kızışır.Ruh aşağıdan yukarıya olmak üzere bütün bedeninden çekilir.Acı doruğa ulaşmıştır.Ölümün sıkıntıları bütün bedenine yayılmış,Kalbin.ürperti ve üzüntü içindedir.Rabbinden gazab veya hoşnutluk müjdesini gözleyip beklemektedir.Canını almakla görevli melekten bu iki haberden birini almaktan başka bir haber olmadığını anlamışsındır.

    ölüm meleğinin görünüşünfkljfsdfjiii

    şte sen böyle gam,tasa,ölüm acısı ve şiddetli üzüntü içerisinde Rabbinden iki müjdeden birini beklerken,birden bire ölüm meleğinin çehresiyle yüzyüze gelirsin.Bu çehre ya en güzel veya en çirkin bir manzara arzetmektedir.Bedeninden ruhunu çıkarmak üzere elini ağzına doğru uzatırken ona bakıyorsun.Bu hale düşmekten ve ölüm meleğinin yüzünü görmekten dolayı nefsin zillete bürünmüştür.Ondan nasıl bir müjdeyle karşılaşacağını merak edip duruyorsun.Birden bire onun sesini duyuyorsun.Sana:"Allah'ın rıza ve mükafatıyla sevin.ey Allah'ın dostu!" veya "O'nun gazab ve azabıyla sevin(!) ey Allah'ın düşmanı!" haberini alıyorsun.
    İşte o anda ya kurtuluş ve başarına kesin kanaat getirir ve ruhun Allah ile huzur bulur veya mahv ve helak olduğuna kani olur,kalbin ümitsizlikle dolar,Allah'tan ümit ve emelin kopar.Dünyadaki müddetin bittiğini,iz ve eserininin silindiği ve senden önce geçip gidenlerin yurduna taşındığın o anda gönlüne son derece keder ve hüzün veya neşe ve sevinç hakim olur.

    KABİR

    Kabir ve Sorgusu


    Gönlünün sevinç ve neşeden uçar gibi olduğu veya hüzün ve ibretle dolduğu o anda kendini düşün! Kabri ve onun dehşetli manzarasını,oradaki iki meleği ve Rabbine olan imana ilişkin sorularını bir tasavvur et! Ya Rabbinden gelen kesin söz(Kelime-i Şehadet) ile desteklendiğinden sebatlı ve kararlı veya yardımsız,şaşkın ve ürkeksin.O iki meleğin sorgulamak üzere tutup seni oturtmak için çağırdıkları anki seslerini düşün! O daracık mezar çukurunda oturuşunu göz önüne getir.Kefenlerin iki yanına düşmüş,gözünün üzerine konulmuş pamuklar yerlerinden ayrılp ayaklarını yanlarına kaymıştır.Bunları düşün,sonrada onların şekline ve vücudlarının büyüklüğüne gözünü dikişini bir tahayyül et! Eğer onları güzel şekilleriyle görürsen,kalbin başarı ve kurtuluşa erdiğini kesin olarak anlar.Eğer kötü manzaralarıyla görürsen,gönlün mahv ve helakine kanaat getirir.Düşün onların nağme ve sorularıyla ses ve sözlerini;sonra da eğer sebat lütfetmişse Allah'ın desteğini veya seni yalnız başına yardımsız terketmişse şaşırtmasını!

    Kabrin Cennet ve Cehenneme Açılması

    Ya kesin veya şaşkın ve şüpheli cevabını düşün! Şanı yüce Allah sana sebat ihsan etmişse o iki meleğin sevinçle sana yöneldiklerini,Cehenneme kapı açmak için ayaklarıyla kabrin yanlarına vurduklarını bir düşün!'Sonra Cehennemin, ateşiyle kızışıp kaynayışını,o anda meleklerin seninle olan konuşmalarını göz önüne getir.Cenab-ı Hakk'ın seni koruduğu bu manzaraya bakıp duruyorsun.Bundan dolayı gönlünün neşe ve sevinçi bir kat daha artar.Acz ve zaafına rağman nasıl bie ateşten kurtulduğunu gözlerinle görüp inanırsın.
    Sonra o iki meleğin,ayaklarıyla kabrinin yanlarına yeniden vurduklarını,mezarının,ziynet ve nimetleriyle Cennete açılışını ve meleklerin şu sözlerini bir tahayyül et:"Ey Allah'ın kulu! Cenab-ı Hakk'ın senin için hazırladıklarına bak! Bu senin makamın ve kavuşacak yerindir!" Bu Cenner nimetlerini ve saltanatının göz alıcığını ve bu müşahede etiğin nimetlerle parlak güzelliklere bir gün kavuşacağını görmekten gönlünün sevinç ve neşesini düşün!
    Eğer böyle değilsen,bütün bunların tersini;azarlanışını,Cenneti görüp de meleklerin sana söyleyeceklerini, "Aziz ve Celil olan Allah'ın seni mahrum bıraktığına bak!";Cehennemi görüpte sana yöneltecekleri,"Allah'ın senin için hazırladıklarına bak!Bu senin yurdun ve varacak yerindir!" şeklindeki sözleri düşün! Bu ne büyük tehlike!..